Galatasarayımız, Trendyol Süper Lig 27. hafta erteleme maçında Göztepe ile karşı karşıya geldi. Isonem Park...
Teknik Direktörümüz Okan Buruk: “Oyuncularıma çok güveniyorum”
Galatasaray Futbol A Takımı Teknik Direktörü Okan Buruk, basına ve taraftara açık antrenman öncesinde medya mensuplarının karşısına geçerek onların sorularına yanıt verdi.
Hocamızın değerlendirmeleri şu şekilde:
Sizlerin burada olması güzel. En önemlisi tabii ki Galatasaray taraftarının burada olması; takıma ve bizlere vereceği destek çok önemli. Onlar bu desteği bize zaten her zaman veriyorlar. Biz de onlara layık olmak için büyük bir emek ve çaba sarf ediyoruz.
Sezon başından beri yaklaşık 47 maç oynadık. Hem Şampiyonlar Ligi, hem Türkiye Ligi, hem de Türkiye Kupası’nda hedeflerimize gitmek için önemli bir yol kat ettik. Şampiyonlar Ligi performansımız özellikle bu sene, geçtiğimiz senelere göre bir Türk takımının yakaladığı yüksek performanslardan biriydi. Daha yukarıya da gitmek isterdik tabii ki. Buna yaklaştığımız bir dönem de oldu aslında. Ama Liverpool’a elendikten sonra tabii ki lige döndük. Biliyorsunuz bir milli takım arası geçirdik. Üstüne üç tane çok zor fikstürümüz vardı; Trabzon deplasmanı, Göztepe deplasmanı, içerideki Kocaelispor maçı…
“BÜTÜN İPLER BİZİM ELİMİZDE”
Bu aya geldiğimizde bu kadar maç oynamak tabii ki bazen oyuncularımızı hem psikolojik hem fiziksel anlamda yıpratabiliyor. Osimhen’in sakatlığı, Asprilla’nın Göztepe maçındaki sakatlığı, biliyorsunuz Lang’ın parmağının kopması, Yunus’un sakatlıkları… Bir yandan yarım oyuncular, bir yandan eksik olan oyuncular. Bu da aynı oyuncu grubunun üzerine bazen büyük yük binmesine neden oluyor. Sonrasında takım için zor maçlar da olabiliyor, zorlandığımız maçlar da olabiliyor.
Pozitif anlamda bakarsak, bugün buraya geldiğimizde ligde lider durumdayız. İki puan öndeyiz. En yakın rakibimizle de kendi sahamızda oynayacağız. Son beş haftaya girdik. Bütün ipler bizim elimizde. O yüzden ben her zaman olduğu gibi oyuncularıma çok güveniyorum ve gerçekten hepsiyle çalışmaktan büyük gurur duyuyorum. Hepsiyle çalışmaktan dolayı çok mutluyum. Hatalarımız, yanlışlarımız olabilir ama bu hataları, yanlışları veya puan kayıplarını eğer birine yükleyeceksek o tabii ki bu takımın teknik direktörüdür. Yani benim hatalarım. Her şeyin sorumlusu benim ve bu zamana kadar da hep bu şekilde oldu.
Ama oyuncularıma çok güveniyorum ve onlarla birlikte yine dört sene üst üste şampiyon olacağımıza yüzde yüz inanıyorum. Bundan hiçbir şüphem yok. Bunu da hep dile getiriyorum. Bundan sonra bizim için önemli bir fikstür var. Bu fikstür içerisinde önümüzdeki hafta bir Türkiye Kupası maçı var ama onun dışında lig maçlarına çok daha net bir şekilde hazırlanacağımız bir döneme giriyoruz. Bu da Galatasaray takımının, bundan önceki senelerde olduğu gibi bu sene de yine şampiyonluğun en güçlü adayı olduğunu net bir şekilde gösteriyor.
“BU ZAMANA KADAR BÜYÜK YOL KAT ETTİK”
Dediğim gibi taraftarımız her zaman yanımızda. Bugün burada yanımızdalar, Ankara’ya gideceğiz, Ankara’da yanımızda olacaklar, sonra derbide yine yanımızda olacaklar. O yüzden onlarla birlikte gerçekten bu zamana kadar çok büyük yol kat ettik. Şampiyonlar Ligi’ne baktığımızda belki de bütün dünyanın ilgisini çeken ve herkesin hayranlıkla baktığı bir stadımız var, taraftarımız var. Bu stat ve bu taraftar birlikte olduğunda oyuna çok net etki edebilen bir Galatasaray takımı var. Bunu daha önce çok fazla gösterdik.
Yine dediğim gibi çok net bir şekilde lige odaklanıp şampiyonluk kazanmak istiyoruz. Burada da kendimize güveniyoruz. Hep söylüyorum; ekibime, oyuncularıma, en başta da taraftarımıza güveniyorum. Başkanımız ve yönetimimiz her zaman maddi manevi anlamda takımıma destek veriyor. Yine başaracağız, bundan hiç şüphemiz yok. Sizlerin de, Galatasaraylıların da hiç şüphesi olmasın. Onlarla birlikte yine bu şampiyonluğu kutlayacağız. Bunun dışında kafamızda hiçbir düşünce yok. Moralimiz bozmuyoruz, hiçbir şeye takılmıyoruz. Sadece futbolu, takımı, oyunu ve şampiyonluğu düşünüp inşallah en kısa zamanda da buna ulaşacağız.
Bu döneme geldiğimizde ligde birinci durumdaysak, Türkiye Kupası’nda yine kazanmak için çeyrek finaldeysek, Şampiyonlar Ligi’nde son 16’yı gördüysek bu takımın mental olarak bir doygunluğu yok. Sadece fiziksel olarak yorgunluklar var.
“DÜNYADA BİRÇOK TAKIM ZORLANIYOR”
Burada sakatlıklar oluyor. Farklı durumlar yaşanıyor. Bu döneme geldiğimizde her oyuncu zaman zaman yüzde yüz performansında olmayabiliyor. Ufak sakatlıkları oluyor. Bunu Yunus ile ilgili çok fazla yaşıyoruz. Yüzde yüz olmadan, ağrılarıyla oynayan birçok oyuncumuz oldu. Noa Lang’da bunu yaşıyoruz; parmağı koptu ama dikildi, oynamaya çalışıyor.
Bu döneme geldiğimizde aslında dünyada birçok takım zorlanıyor. Bunu Premier League şampiyonunda da, Fransa Ligi şampiyonunda da, İspanya Ligi şampiyonunda da görebiliyorsunuz. Şampiyonlar Ligi ile birlikte ligi götüren birçok takım bu anlamda zorlanabiliyor. Çok yoğun bir maç fikstürü var. Bu fikstür içerisinde inişler çıkışlar olacak. Önemli olan şu anda biz o fikstürü atlattık ve artık haftada tek maç oynayacağız. Sadece önümüzdeki hafta Türkiye Kupası var, ikinci Türkiye Kupası maçı da üç hafta sonra inşallah finale kalırsak olacak.
“OSIMHEN ÇOK ÖNEMLİ BİR OYUNCU”
O yüzden mental yorgunluktan çok, ben oyuncuların genel performanslarından çok memnunum. Dediğim gibi şanssızlıklar var. Osimhen’in sakatlanması da onun bu sezonki üçüncü sakatlığı. Sezon başından beri Osimhen’in olmadığı özellikle üçüncü bölüm bu. Ama burada da takımın birçok bölümde çok iyi performans verdiğini söyleyebiliriz.
Bazı oyuncular takımlar için çok önemli ve çok değerlidir. Dün Bayern Münih – Real Madrid maçını seyrettik. Real Madrid için Mbappé neyse, Bayern Münih için Harry neyse, Osimhen de Galatasaray için odur. Bu anlamda çok önemlidir. Buraları oynamak istiyorsanız zaten çok güçlü oyuncularla, çok güçlü profillerle oynamanız gerekiyor.
Sakatlıklar olabilir, yorgunluklar olabilir ama biz aynı şekilde açız, aynı şekilde istekliyiz ve şampiyon olmayı çok istiyoruz. Her şeyden çok şampiyon olmayı istiyoruz. Oyuncular da bunu benden daha çok istiyor, öyle söyleyeyim. Ben de çok istiyorum ama onları birinci sıraya koyarım.
“İŞİMİZ SOSYAL MEDYAYI DİNLEMEK DEĞİL”
Sosyal medyadaki eleştirileri tabii ki anlamak lazım, kabul etmek lazım. Ama bizim işimiz sosyal medyadaki eleştirileri dinlemek değil. Oraları göreceğiz, kabul edeceğiz. Sizlerin eleştirileri, yorumcuların eleştirileri, bunların hepsi olacak. Hepsine çok saygı duyuyorum. Oyuncuları kırmadıkça, kimseyi ezmedikçe eleştiriler olacaktır. Nasıl övgü varsa eleştiri de olacaktır. Bu sene baktığımızda birçok Şampiyonlar Ligi maçında çok fazla övgü aldık. Bu övgüyü alıyorsanız eleştiriyi de almak zorundasınız.
Eleştiriye hiçbir zaman bir şey demiyoruz ama takım bir beraberlik aldığında çok farklı haberler çıkıyor. Belki her şey aynı şekilde işleyen düzen, iyi gittiğinizde farklı yorumlanıyor, kötü gittiğinizde farklı yorumlanıyor. Ama şunu kabul etmemiz gerekiyor; biz ligde birinci durumdayız ve en yakın rakibimizle kendi sahamızda oynayacağız. Pozitif anlamda düşünecek biri varsa, bir takım varsa, bu en başta Galatasaray’dır.
O yüzden bunun dışında kafamızda hiçbir şey yok. Ama dediğim gibi bizim Galatasaray taraftarına karşı bir sorumluluğumuz var. Bu sorumluluğu da her zaman olduğu gibi yerine getireceğiz. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Oyuncularımla birlikte buna inandık ve bu yolda aynı şekilde devam edeceğiz.
Osimhen dün takımın büyük bölümünde uzun bir antrenman yaptı. Fiziksel olarak bu anlamda iyi bir antrenman geçirdi ve rahat bitirdi. Her oyuncumuzun takıma katılması tabii ki çok olumlu yansıyor. Osimhen de buradaki lokomotiflerden biri. Ben bütün oyuncularıma çok güveniyorum. Bütün oyuncularımın takım içerisinde olması çok önemli. Onların antrenman performansları çok önemli. Osimhen’in antrenmana çıkması ve katılması da takımın enerjisini pozitif anlamda artırıyor. Hafta sonu için de bugün ve yarın bakacağız. Ankara’ya götürüp götürmeyeceğimize karar vereceğiz arkadaşlar.
Biz tabii ki her sene bunu yapıyoruz. Daha önce de yaptık. Florya’da da taraftarımıza açık antrenmanlar oldu. Bazen statta yaptık, bazen antrenman sahasında yaptık. Ama bizim işleyen bir düzenimiz var. Oyuncularımızın rahat olduğu, en çok verim aldığımız sistem neyse dört senedir onu uyguluyoruz.
“DÖRT HAFTA KONSANTRASYON VE DİSİPLİN”
Biz hiçbir derbi maçında da kamp yapmadık. Dört senedir Fener maçlarının hepsini sayabilirsiniz; içeride dışarıda hiçbirinde kamp yapmadık. O yüzden şu andaki düşüncemiz aynı düzeni devam ettirmek. Ama şunu da bugünkü toplantıda oyuncularıma özellikle söyledim; konsantrasyon ve disiplin anlamında bu dört hafta çok önemli.
Oyuncularımızla birlikte çok daha disiplinli, çok daha konsantre bir şekilde bu dört haftayı kazanabilecek durumda olmalıyız. Konfor alanımızdan da fedakârlık edip, her şeyden fedakârlık edip o iki kupayı kazanmaya odaklanacağız.
Bence sezon başında o imzayı atarken, antrenmana başlarken şampiyonluk sözünü bu taraftara verdiler ve onu yerine getirecekler.