Spor yazarları Fenerbahçe-Roma maçını değerlendirdi! “Fenerbahçe savunma yapmaz rakibe yaptırır!”

  • 11 Eyl 2026 08:39
  • Güncelleme: 11 Eyl 2026
    8 dk. Okuma Süresi
Özet bulunamadı.

EMRE BOL: HOŞ GELDİK

Bütün planı beklemeye, savunmaya, geçiş oyunu oymamaya kurarsan, sen Şampiyonlar Ligi takımı olamazsın. Seviye gerçekten çok farklı! Oynamaya, oynamaya unutmuşuz bazı şeyleri! Şampiyonlar Liginde evinde oynadığın karşılaşmalar pek kıymetli.

Sadece Greenwood ile ne maç kazanabilirsin ne üst tura çıkabilirsin. Savun, savun, at ön tarafa! Bunu kaç dakika yapacaksın? Böylesi takım boyunu uzatarak acaba nasıl bir plan hazırladı İsmail Kartal? At Vedat’a at Greenwood’a! Eee nereye kadar? 18 yıl sonra katıldığın Şampiyonlar Liginde bunu mu göreceğiz?

Gelelim Kerem Aktürkoğu’na… Güzel kardeşim, cin misin, peri misin? İnsanların içinden geçemezsin!Ama ayağına her topu aldığında rakibin üzerine sürsen ne oluyor? Henüz kimsenin içinden geçebildiğini görmedim!

Öyle ya da böyle iyi savunma yaparak, bekleyip pozisyon vermeyerek puan almayı başardık. Hatta ikinci yarıda maçı kazanacak pozisyonlar bulduk. Heyhat olmadı! Roma takımının durdurulamayan 3. bölgesine fazla pozisyon vermeden karşılaşmayı bitirdik. Sadece savunarak fazla ileriye gidemeyiz. Ama bu beraberlik mağlubiyetten evladır. Archie’nin attığı golü, golcü Vedat atabilse belki kazanabilirdik. Archie belki kariyer maçını oynadı. Helal olsun.

İtalya liderinle berabere kalmak önemli. Kadıköy’de alınanlar ise altın değerinde… Öyle ya da böyle Şampiyonlar Ligine hoş geldik…

HAKKI YALÇIN: ALKIŞLARLA

Dün gece sarı direncin rengiydi, lacivert inancın. İkinci yarıda bir ruh yüzleşmesi, çağdaş futbol motifleri içeren görüntüler. Bana sorarsanız Şampiyonlar Ligi’nin tören alanına giren bir Fenerbahçe gerçeği. Bunun tercümesi de ‘Fenerbahçe kaybetmeye kaşını oynattığı sürece, rakip kim olursa olsun başı dik çıkması kaçınılmaz.”

Aslında dün gece iki farklı resim vardı. Birinci resimde ‘kazaya kurban gitmemem gerek’ duruşu. ikinci yarıda özgüveni yüksek takım duruşu. Çelişkiler düşünceleri de bozar. Ve savunmanın sadece seyrettiği bir pozisyonda gelen gol. Ve rakip alanda çok az görünen bir Fenerbahçe.

Bazen rakip alandaki kavganın şeklini değiştirmek gerekir, bant yayından çıkıp naklen oynamak gibi. Nietzsche’nin sözü; “hayata karşı sorumluluğumuz daha yücesini yaratmaktır.’ Fenerbahçe ikinci yarıda onu yaptı. Roma’nın kof yanlarını keşfetti. İlk yarada orta alanda faul sergisinde hakemin gözünün içine bakan Vedat Muric, rakip kale önünde aktif role soyundu, ilk yarıda sahada parmakla gösterilen Greenwood, Brown’ın golünde ‘istiridye kabuğundan çıkan inci’ oldu. Ama Kante’nin harika bilek hareketleriyle rakip kale önüne getirdiği topu harcandığını görünce ‘çok yazık oldu’ dedim. O yüzden bu maçtan çıkan bir diğer sonuç: ‘son dokunuş ustasına mutlak ihtiyaç!”

Rakibi ayaklarıyla ve ruhuyla terbiye eden iki özel adam vardı, Kante ve Greenwood. Roma’nın bu adamlardaki sihrin yükünün altından kalkması mümkün olamazdı. Talihine dua etsin. Brown’ın da en iyi gecelerinden biriydi. İsmail Yüksek yine görkemli sadeliğinde. Her zaman maçların ikinci yarılarında oyundan düştüğünü gördüğümüz Fenerbahçe’nin son dakikalara kadar maçı kazanmak istemesindeki “gelişim” iyi gidişin belgesidir. Ama savunma için soru işaretlerim hala devam ediyor. Kaleci Ederson hariç!

Verilen mücadeleye baktığımız zaman Fenerbahçeli futbolculara yakışan en anlamlı gerçek; ‘aşkın ve gururun savaşçıları’ olduğudur! Sonuç olarak Roma gibi bir takımdan alınan beraberliğe galibiyet muamelesi yaparsak, Fenerbahçe’yi “küçük” düşürmüş sayılmayız. Sürükleyici bir macera kitabının ilk sayfasında bir puanın kimden alındığının önemi “büyük” çünkü. Ayrıca böyle mücadele eden bir takım maçı kaybetse bile bütün tribünler ayakta alkışlardı.

MUSTAFA ÇULCU: MANZANO NELER YAPTI?

Fenerbahçe 18 yıl aradan sonra yine yeniden kaldığı yerden Şampiyonlar Ligi’nde ilk maçına muhteşem atmosferde çıktı. Taraftarının önünde maça kontrollü ve sabırlı başladı. Topun arkasına geçerek kalabalık alan savunması yaptı. Greenwood ve Kerem ile ilk yarıda iki pozisyon buldu. Hücumda çoğalamayan Fenerbahçe’de Vedat derine gelip top almak zorunda kaldı. Roma tam bir sistem ve teknik direktör takımı. Maçın yıldızları; Greenwood’un getirdiği topla Brown’un beraberlik golü Fenerbahçe’de özgüven ve moralleri yükseltti. İkinci yarı ilk yarıya oranla gece ile gündüz kadar farklı bir Fenerbahçe vardı. Temsilcimiz ikinci yarı güven veren oyunuyla Roma’ya sahayı dar etti. Son vuruşlarda biraz becerili olsalardı muhteşem bir galibiyet gelecekti. Olmadı. İspanyol Jesus Gil Manzano 42 yaşında ve elit kategori hakemi. Uluslararası anlamda 100 üst düzey maç tecrübesine sahip.

Daha önce A Milli Takımımız, Fenerbahçe, Galatasaray ve ağustos ayında da Beşiktaş maçlarını yönetti. 14’te Mert’e kontrolsüz faulde Wesley’e sarı çıkarmadı. Vedat’a yaptığı taktik faullerde N’Dicka’ya sarı göstermemekte ısrar etti, sabır sınırlarını zorladı. 47’de ise Brown’a yaptığı basit temasta Rensch’e sarı çıkardı. 51’de orta alanda sadece faul dediğimiz pozisyonda bu kez Brown’a balans sarısı çıkardı. 68’de ceza alanı dışında Kerem-Dybala mücadelesine faul yok ama hakem penaltı verdi. VAR pozisyonunun dışarda olduğunu söyledi, penaltı iptal ve frikik oldu. Oysa Dybala aldatmadan sarı görmeliydi. 70’te bu kez Wesley-Kante mücadelesinde Wesley attı kendini hakem devam dedi, oysa Wesley için aldatmadan sarı çıkarmalıydı. Faullerde kartlarda saçma sapan tutarsız kararlar verdi.

UEFA’da elit hakemlerin form sıkıntısı var. Dün gece Espen Eskas, bu gece Gil Manzano neler yaptılar böyle? Kalite yerlerde sürünüyor. Yazık…

ZEKİ UZUNDURUKAN: AZ DAHA ROMA’YI YAKIYORDUK!

Tam 18 yıl sonra Şampiyonlar Ligi arenasına çıkan Fenerbahçe ilk yarıda kalesini savundu. Roma’yı durdurmaya çalıştı. Kolay değil uzun yıllar sonra bu ligde mücadele ediyorsunuz. İlk 45 dakikada rakibin oyununu iyi analiz eden Fenerbahçe, ikinci yarıda bambaşka bir futbol oynadı. İlk bölümde topun arkasına geçip kalemizi korumaya çalıştık. Ama golü de yedik. Bu kadar geriye yaslanmak Roma’nın işine geldi. İlk yarıda kurdukları baskı ile öne de geçtiler. Oysa daha hücumcu bir ön taraf ile maça çıkıp, Kadıköy’de maç genelinde daha coşkulu bir futbol oynayabilirdik. Böylesine sistem takımlarına karşı 90 dakika savunma yaparak puan alamazsınız!

Zaten ikinci yarıda oyun mantalitesini değiştirerek, hücum oynamaya başladık. Fenerbahçe ilk bölümde daha fazla hücum yapmayı düşünseydi, Roma’yı kalemizden uzak tutar ve net pozisyonlara girerdik. İlk yarıda ne Kerem’i ne de Greenwood’u kullanabildik. Top, Greenwood’un ayağına gelince hücum bölgesine giden bir Fenerbahçe izledik. Savunmamızı orta sahaya yakın kurup, bloklar arasındaki mesafeyi kısaltıp çok daha iyi oynayabilirdik. Hem daha az yorulur hem de rakibe daha rahat ön alan presi yapabilirdik. İkinci yarıda hepsini yaptık bu arada.

Belli ki maçın devre arasında İsmail Kartal, öğrencilerine daha fazla öne çıkın, hücumu düşünün demiş olmalı ki… İkinci yarıya çok coşkulu başlayan bir Fenerbahçe izledik. Ve bu coşku, Fenerbahçe’ye golü getirdi. Bir sol bek olan Archie Brown ceza sahasında topu önünde buldu. Kalesini terk eden Svilar’ın üzerinden topu ağlara gönderdi. Tam bir santrfor vuruşu yaptı Brown. Greenwood’un asisti de akıl doluydu. Bu golle Kadıköy’de muazzam bir coşku yaşandı. Bu coşkuyu arkasına alan Fenerbahçe, Vedat Muriç ile ikinci gole yaklaştı. Ama Vedat’ın vuruşunu Svilar iyi çıkardı.

Kerem’in Dybala’ya müdahalesi dışarıdaydı. Gil Manzano gibi bir hakem bu pozisyona nasıl penaltı verdi; inanılır gibi değil. VAR devreye girdi ve pozisyonun dışarıda olduğu konusunda hakemi uyardı. Manzano az kalsın Fenerbahçe’yi yakacaktı. 71’de Vedat’ın yerine giren Lukaku’yu ilk kez bu kadar hareketli ve etkili gördüm. Yavaş yavaş eski gücüne kavuşuyor Lukaku. İkinci yarıda Gasperini bütün silahlarını sahaya sürdü. Baktı ki Fenerbahçe dalga dalga üzerlerine geliyor. Fenerbahçe’nin ikinci yarıdaki futbolu çok iyiydi. Keşke ilk yarıda da bu futbolunu oynasaydı Fenerbahçe! Şampiyonlar Ligi’nde başlangıçlar ve iç saha maçları bu kadar önemliyken!

Fenerbahçe savunma yapmaz, rakibe yaptırır. Fenerbahçe’nin futbol felsefesi hücum üzerine kuruludur. Golü atan Brown, Fenerbahçe’nin en etkili ismiydi. Olağanüstü savaştı, golünü attı, çok iyi savunma yaptı. İsmail Yüksek de ‘yürek savaşçısı’ gibi mücadele etti. Sonuç olarak böylesine puan maçlarında yenemiyorsan, yenilmeyeceksin. Fenerbahçe de bunu yaptı. Şampiyonlar Ligi’ne 1 puanlı başlangıç da iyidir. Unutmayalım, rakip Serie A lideri Roma’ydı. Şimdi önümüzde ilk etapta 7 maç daha var. İkinci yarıdaki oyun, ilerisi için umut verdi bizlere. Hatta Fenerbahçe ikinci yarıdaki futbolu ile galibiyeti kaçıran taraf oldu. Yolun açık olsun Fenerbahçe! Bu arada maçtan sonra İsmail Kartal’ın istifasına üzüldüm.

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar